Bu içerik bir alt satırda adresi yer alan sayfanın vuHuv.com arama kaynağıdır. Sayfa içeriğinin okunabilir olması için ilgili sayfayı ziyaret etmelisiniz.

http://www.genelbilge.com/yap-islet-devret-modeli-nedir.html/







Yap İşlet Devret Modeli Nedir Genelbilge.com

Genelbilge.com Yap İşlet Devret Modeli Nedir I.1. KAMU HİZMETLERİNİN YİD MODELİYLE GÖRÜLMESİNE KADARKİ DURUMBugüne kadar kamu hizmetlerinin özel kesim eliyle kurdurulmasında veya gördürülmesindeki ilerleme, yasa koyucunun getirdiği yasal düzenlemelerde olmuştur. YİD modeliyle ilgili ilk yasal düzenlemenin yapıldığı 1984 yılına kadar, 1932 yılından bu tarafa elli yılı aşkın bir süre konuyla ilgili bir başka düzenleme yapılmamıştır. Yani, 25 Haziran 1932 tarih ve 2025 sayılı Menafii Umumuye Müteallik İmtiyazat Hakkında Kanun bu dönemde kamu hizmeti alanında özel kesime yatırım imkanı tanıyan tek yasa olmuştur. (POLATKAN; 1997, S.7)I.1.1. 25 Haziran 1932 4 Aralık 1984 Arası DönemiBu dönem 25 Haziran 1932 tarih ve 2025 sayılı Menafii Umumuyeye Müteallik İmtiyazat Hakkında Kanun isimli yasanın tek başına yürürlükte olduğu bir dönemdir. (POLATKAN; 1997, S.7) Osmanlı Devletinin konuyla ilgili 1910 tarihli bir yasanın, bir iki maddesini değiştirerek diğer maddelerin TBMM tarafından aynen kabul edildiği ve yasalaştırdığı bir kanundur. Kamu hizmetlerinin özel hukuk tüzel kişilerine imtiyazlı şekilde görüldüğü işlerde bu yasa hükümleri geçerlidir. Bu yasaya göre; tesisin imtiyaz sözleşmesinde belirlenen süre sonunda, sözleşmedeki devir koşullarına göre, Anonim Şirket türünden kurulmuş bir kamu kuruluşuna yapılacağı belirlenmiştir.I.1.2. 1984ten Günümüze Kadar Olan Yasal Düzenlemeler4 Aralık 1984 tarihinden sonra; kamu hizmetlerinin özel ve gerçek tüzel kişilere yaptırılmasına ilişkin düzenlemelere bir çok yeni düzenlemeler getirilmiştir. Bunlar; 3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi İletimi Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkındaki Kanun, 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun, ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişikli Yapılmasına Dair Kanunlardır.Yap-İşlet-Devret Modeliyle ilgili ilk düzenlemeler enerji sektöründe yapılmış, ikinci alanda yapılan düzenlemeler karayolları ile ilgili yapılan düzenlemelerdir. Ve son olarak da alt yapı temel yatırımları ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Yap-İşlet-Devret Modeliyle ilgili ilk temel yasa olan 3996 sayılı yasa, köprü, baraj, tünel, otoyol, demiryolu, kanalizasyon, yer altı ve yerüstü otopark gibi yatırımların yaptırılmasını ve işletilmesini yerli ve yabancı hukuk şirketlerine yaptırılmasını hedeflemiştir.I.2. YAP-İŞLET-DEVRET MODELİNİN TANIMIYap-İşlet-Devret Modeli , bir kamu hizmeti veya faaliyeti işinin sabit bir fiyat üzerinden, tüm giderleri özel teşebbüs tarafından karşılanarak, yatırım yapılan ülkenin üretilen mal ya da hizmetleri satın alma garantisi altında projelendirilmesi, finanse edilmesi, inşa edilmesi, korunması bakımı ve karının gerçekleştirilmesinden sonra tesisin ve yönetiminin bedelsiz olarak ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına devir ve teslimini sağlayan modeldir. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.214)Hükümetler veya kamu kurumları ihtiyaç duyduğu fakat gerçekleştirmek için yeterli finansal kaynakları olmadığı yatırımları bu modelle gerçekleştirmektedirler. Bu model Türkiye gibi, yeterli sermaye birikim olmayan ve kredi alma imkanı sınırlı ülkeler için ideal bir modeldir. Bu modelde yapılan sözleşmelerdeki taraflardan biri kamu kurum veya kuruluşları, diğer tarafsa genellikle uluslar arası kuruluşlarında yer aldığı konsorsiyumlardan oluşmaktadır.I.3. YİD PROJELERİNİN ÖZELLİKLERİYap-İşlet-Devret Projelerinin bazı temel özellikleri vardır. Bunlar ;Modelde üretilen mal ya da hizmetlere Devlet tarafından satın alınma yada ödeme garantisi verilmektedir.Model, bir sözleşme çerçevesinde sabit fiyat anahtar teslimi olarak gerçekleştirilmektedir.Model, varlığını kamunun finansman yetersizliğinden almaktadır.Model, yeni yatırımlar için olabileceği gibi, teknolojik olarak geri kalmış demode yatırımların yenilenmesine ya da yarım kalmış yatırımların tamamlanmasına yönelik de olabilir.Model, projenin finansmanında kullanılan kredilerin geri ödenmesinde yada yatırımcının sermayesini ülkesine transferinde yatırım yapılan ülkeye herhangi bir sınırlama getirmemektedir.Modelde, sözleşmenin bir tarafı kamu kurum ve kuruluşu, diğer tarafı ise genellikle ortak girişim şirketleri olmaktadır.Modele katılan ortak girişim şirketlerinin hepsi anonim şirket olmalıdır.Modeldeki şirketler imtiyazlı şirket kabul edildiklerinden yeniden değerleme yapamamaktadırlar.Modelde, devir esnasında, sözleşmede aksine bir hüküm yoksa her hangi bir ücret talep edemezlerModel, yabancı sermaye ve teknoloji giriş sağlar.Model, çerçevesinde yapılan sözleşme, idari imtiyaz sözleşmesi olduğundan Danıştayın görüş bildirmesine tabidir. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.215,216)I.4. YİD MODELİNİN GEREKÇESİ VE AMACIYap-İşlet-Devret Modeli ülkenin sermaye ve teknoloji eksikliğinden ortaya çıkmıştır. Zaten ülkeler yeterli sermaye birimine ve teknolojiye sahip olsalardı yatırımları kendileri yapar ve sağlayacağı avantaj ve kardan yararlanırlardı.Bu modelin gelişmesinde iki önemli gerekçe etkili olmuştur. Birincisi, kamu kaynaklarının ülke yatırım ihtiyacını karşılamayacak durumda olmasıdır. İkincisi ise, büyük projelerin finansmanını büyük ölçüde dış kredilerle karşılayan hükümetlerin dış finansman kaynağı bulmada tıkanma noktasına gelmiş olmasıdır. Bu iki gerekçeye, özelleştirme üçüncü bir gerekçe olarak eklenebilir. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.216)Bu model ile kamu harcamalarının azaltılması, özel sektörün teşvik edilmesi, dış finansman açık ve ihtiyacının azaltılması, yabancı sermaye ve teknoloji girişi ile hizmette kalite ve rekabetin sağlanması amaçlanmıştır. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.216)I.5. YAP-İŞLET-DEVRET MODELİNİN AVANTAJ VE SAKINCALARII.5.1. YİD Modelinin AvantajlarıKamu altyapı projelerinin özel sektör tarafından gerçekleştirilmesine imkan sağlanarak, Devletin bu alanda yükleneceği finansman yükünün azaltılması,Model çerçevesinde oluşturulacak yabancı ortaklar sayesinde ülkeye yabancı sermayenin girişi, ileri teknoloji ve bilgi transferinin artması,Modelin, damga vergisi ve harçlardan muaf olması,Modelde, proje finansmanı bu çerçevede oluşturulacak şirketler tarafından üstlenileceği için Devletin dış borç yükünün azaltılması,Kumu kesiminin, özel sektörün tecrübe ve etkinliğinden faydalanması,Özelleştirme için öncülük yaparak, girişimciler için fırsat oluşturması,İstihdam artışı sağlaması,Toplam iç tasarruflarda artış sağlaması,Modelin, bazı yatırımları ekonomiye kazandırması,Modelin, devlete uluslararası politikada bazı avantajlar salması,Modelde, işletmelere yeniden değerleme imkanı verilmemesi ile oluşan karların yeniden değerlenmiş iktisadi varlıklar üzerinden amortisman ayrılmasını engelleyerek sahip veya ortaklarına daha fazla kar payı dağıtma imkanı sağlar.Model ile ekonomide atıl kaynaklar harekete geçirilmiş olur,Modelin vergisel avantajlar sağlamasıdır. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.217) I.5.2. YİD Modelinin SakıncalarıModelin, kamu yatırımları tercihinde çarpıklaşma sağlaması,Modelin, gelecekteki ekonomi politikalarını olumsuz etkilemesi,Modelin, döviz ve kar transferi sağlamasıModelin, uzun vadede yeni Kumu İktisadi Teşebbüslerinin ortaya çıkmasına imkan sağlaması,Modelde, tesisin kurulacağı arsanın istimlak bedelinin yatırımı yapacak şirket tarafından ödenmesi,Modelde, girişimcilerin zarar etmesi durumunda, zararın giderilmesinin söz konusu olmamasıYatırım yapacak ülkelerde ekonomik ve siyasi istikrarsızlığın mevcut olması, (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.217,218)Kamu yatırımları arasındaki dengenin bozulması ihtimaliYabancı sermayenin gereğinden fazla söz sahibi olmasıYatırım politikalarının, özel sektör tarafından ipotek altına alınmasıdır. (AÇDOYURAN; 1999, S.86)I.6. YAP-İŞLET-DEVRET MODELİNİN DENETİMİYap-İşlet-Devret Modeli sözleşmesi idari imtiyaz sözleşmesidir. Bu sebeple Danıştayın incelemesine tabidir. Nitekim Danıştay Kanunun 42. ve 46. maddelerinde imtiyaz sözleşmelerinin Danıştayın incelemesine tabi olduğu belirtilmektedir. Ancak, Anayasanın 155.maddesinin 2.fıkrasında da yapılan Danıştay davaları görmek, Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları, kumu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlarına ve sözleşmeleri hakkında iki ay içinde düşüncesini bildirmek, tüzük tasarılarını incelemek, idari uyuşmazlıkları çözmek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmakla görevlidir. şeklindeki değişiklikle Danıştay inceleme yetkisi görüş belirtmeye dönüştürülmüştür. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.218)Ayrıca Anayasanın aynı maddesinde Uluslararası Ticari Tahkime de imkan verilmiştir. Ülkelerin uluslararası Ticari Tahkime gitme sebepleri politik risk, transfer kısıtlamaları ve kamulaştırmadır. Bu gün dünyada uluslararası ticari tahkimi kabul etmiş 52 ülke mevcuttur.I.7. YAPILAN TESİSİN DEVRİYap-İşlet-Devret Modelinde ortak girişim şirketleri yatırımı bitirdikten sonra sözleşmedeki maddelere istinaden, işletmeyi bir süre işletme hakkı elde etmektedir. Bu sürenin ne kadar olacağı sözleşmede açıkça belirtilmiştir. Bu süre sonunda yatırımı yapanlar harcamış oldukları bedeli geri almış ve hatta kara geçmiş kabul edilirler. Eğer kar edememiş iseler bu durum yatırımı yaptıran kamu kuruluşunu veya kamuya bağlamaz. Zarar etmeleri halinde de işletmeyi çalıştırma süresini uzatılmasını talep edemezler. Eğer bu süre sonunda yani işletme döneminde kar elde etmiş isiler yapmış oldukları kar kurumlar vergisine tabidir ve anonim şirket olarak vergilendirilirler. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.222)I.7.1. Süre Sonunda DevirTesis, tüm borçlar ve öngörülen temettü ile sermayenin geri ödenmesi tamamlandıktan sonra bedelsiz olarak sözleşmede belirlenmiş sürenin sonunda ilgili kamu kuruluşuna devredilecektir. Ortak girişim şirketinin işletme süresi karşılıklı mutabakat sağlanırsa, tarife ve diğer hususlar belirlenmek suretiyle uzatılabilir. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.222)I.7.2. Süre Bitiminden Önce Tam Fiyatla DevirBu modelde, başlangıç sermayesi ile yapılacak tesisin sürenin bitimini beklemeden önce herhangi bir tarihte, belirlenecek bir bedelin ödenmesi durumunda devir alma seçeneği verilebilir. Tesisin işletme süresi bitiminden önce kamuya devri söz konusu olduğu durumlarda henüz geri ödenmemiş olan kredi anapara, faiz ve diğer masraflar konusunda hazine garantisi verilir. Böyle bir durumda kamu kuruluşu modelin tüm avantajlarından faydalanmış olmaz. Bu şekilde devir işleminde sağlanacak en büyük avantaj, tesisi ürettiği malları satın alma zorunluluğundan kurtulmuş olma durumudur. I.7.3. Süre Bitiminden Önce İndirimli Fiyatla DevirZorunlu nedenlerle, bu nedenler genellikle ortak girişimci şirketlerinden kaynaklanmaktadır ya da kamu kesiminden kaynaklanmayan bir nedenle inşaat döneminde, belirli bir sürenin gecikme olması durumunda ilgili kamu kuruluşunun tesisleri, sözleşmede belirlenen şartlar doğrultusunda indirimli fiyatla devir alabilir. Bu durumda da henüz ödenmeyen kredi, faiz ve diğer masraflar için hazine garantisi verilir. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.223)I.7.4. Tesisin ÖzelleştirilmesiTesisin kamuya devredilmesi yöntemine alternatif olarak, süre sonunda sermayenin belirli bir yüzdesinin ortak girişim şirketlerine bırakılarak, geri kalanının yerel piyasada sertifika, hisse senedi veya benzeri araçlarla satılması öngörülebilir. Bu durumda tesisin devri yerine mülkiyetin devri gerçekleşmiş olur. Bu uygulama ile hem kamunun küçültülmesi sağlanır, hem de özelleştirme yapılmış olur. (SÜRMEN, ÇOBAN; 2000, S.223) BÖLÜM IIYAP İŞLET DEVRET MODELİNDEİMTİYAZLI ŞİRKETLER II.1. İMTİYAZ SÖZLEŞMELERİ VE HUKUKİ ÇERÇEVESİ İmtiyaz mukavelesi, bir amme hizmetinin her türlü masraf ve hasarı kendisine ait olmak üzeri, idare tarafından konulacak şartlar, temin edilecek salahiyetler ve taahhüt olunan mali menfaatler mukabilinde hususi bir şahıs tarafından ifasını tazammum eden mukaveledir. (GÜNEŞ; 1999, S.5)Anayasa Mahkemesine göre imtiyaz, kamu hizmetinin sermaye, kar, hasar ve zararı özel hukuk kişisine ait olmak üzere, idarenin denetim ve gözetimi altında genellikle çok uzun süreli bir idari sözleşme uyarınca özel hukuk kişileri tarafından yürütülmesidir. Konusu kamu hizmetinin kurulmasını ve bir ve/veya işletilmesini bir özel kişiye devretmek olan sözleşmeler, kamu hizmeti imtiyaz sözleşmesidir. (GÜNEŞ; 1999, S.5)Anayasa yargısı alanında bir hizmetin kamu hizmeti, bir sözleşmenin de imtiyaz sözleşmesi olup olmadığı yasaya değil, niteliğine bakılarak saptanabilir. Eğer bir kamu hizmeti uzun süreli olarak özel girişimciye yaptırılacak ise, düzenlenen sözleşme imtiyaz sözleşmesi niteliğindedir. (GÜNEŞ; 1999, S.5)İmtiyaz sözleşmelerinin çerçevesi başlıca şu konulardan oluşmaktadır. Taraflar, sözleşmenin konusu, süre, yatırım ve hizmetlerin genel esasları, ma ve hizmetin standart ve kalitesi, finansman, ücretin belirlenmesi, işletmeye alma, denetim, bakım ve onarım, sorumluluk ve tazminat, krediler, sözleşmenin yürürlülük tarihi gibi konular imtiyaz sözleşmelerinin çerçevesini oluşturur.Sözleşmenin konusu tesisin ve mütemmimlerinin projelendirilip inşası, tüm teknik tesisatlarının yapımı, sözleşmeye uygun olarak işletilmesi ve devri oluşturur. (GÜNEŞ; 1999, S.6) II.2. İMTİYAZLI ŞİRKETLERİN TANIMIII.2.1. İmtiyazlı Şirketlerin Tanımı :sermaye, kar, hasar ve zararı kendisine ait olmak üzere belli bir kamu hizmetinin kurulması ve/veya işletilmesini uzun süreli idari bir sözleşme ile yüklenen ve hizmetin kurulması, işletilmesi ve yürütülmesi açısından idarenin denetim ve gözetiminde bulunan ve özel kişiler tarafından kurulan şirketler imtiyazlı şirketlerdir. (GÜNEŞ; 1999, S.7)II.2.2. Yap-İşlet-Devret Modelinde İmtiyazlı Şirketlerin ÖzellikleriHer Yap-İşlet-Devret projesi için yeni bir şirket kurulacaktır.Kurulacak şirketin anonim şirket statüsünde olması şarttır.Yabancı şirket olduğu takdirde 6224 sayılı Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu hükümleri uyarınca Türkiyede faaliyetine izin verilmesi gerekmektedir.Sermayesi en az toplam sabit yatarım tutarının %20 si kadar olmalıdır.Uygulama sözleşmesinin imzalanmasını izleyen üç ay içinde anonim şirket kurulacaktır.Kurulacak anonim şirketin ana sözleşmesi idare tarafından uygun görülecektir. (GÜNEŞ; 1998, S.35)II.3. YİD MODELİNDE İMTİYAZLI ŞİRKETLERİN KURULUŞUII.3.1. Yasal Durum ve Açıklamalar3996 sayılı kanun kapsamında yapılan ihalelerde ilgili prosedür şu şekilde gelişmektedir. İdare belli bir projeyi Yap-İşlet-Devret projesi olarak ilan ederek şartnamesini belirlemektedir. İstekli firmalar ihaleye girmekte, ihale sonuçlandıktan sonra sözleşme Danıştayın onayına sunulmakta ve onaydan sonra idare ile ihaleyi kazanan firma (pilot firma) sözleşmeyi imzalamaktadır. Bu safhada vurgulanması gereken bir nokta ihaleye giren firmaların ihaleyi kazandıkları takdirde bir anonim şirket kuracaklarına dair taahhütname vermeleridir. Sözleşme ihaleyi kazanan firma tarafından imzalanmakta ve idare geçiş dönemi işlemlerinde pilot firmayı (görevli şirket) muhatap almaktadır. (GÜNEŞ; 1998, S.34)3996 sayılı kanunun 3.maddesinde Yap-İşlet-Devret Modelinde yatırım bedelinin (elde edilecek kar dahil) sermaye şirketine veya yabancı şirkete, şirketin işletme süreci içinde ürettiği mal veya hizmetin idare veya hizmetten yararlananlar tarafından satın alınması suretiyle ödenmesini; sermaye şirketinin ise Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarına göre kurulmuş veya kurulacak olan ve gerektiğinde Kamu Kurum ve Kuruluşlarında ortak olduğu ve bu Kanunun 4.maddesinde belirtilen Bakanlar Kurulu Kararında öngörülen anonim şirketi ifade ettiği belirtilmektedir. (GÜNEŞ; 1998, S.35)II.3.2. Konu ve Amaç MaddesiAmaç ve konu maddesi ile ilgili T.T.K.nin 271.maddesinde anonim şirketlerin esas mukavelede şirket konusunun sınırlarının açıkça gösterilmiş olması koşuluyla kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve kanunlar için kurulabileceği hükme bağlanmıştır. (GÜNEŞ; 199, S.12)Görüldüğü gibi T.T.K. uygulamaları açısından konu ve amaç maddesi kanunen yasak faaliyetler dışında bir sınırlama getirmemektedir. Ancak tüm konuları kapsayacak tarzda ana sözleşmede kabul görmemektedir. Faaliyet gösterilecek konuların ticaret unvanı ile paralel olması ilkesi benimsenmiştir. (GÜNEŞ; 1999, S.13)Görevli şirket işletme süresi sonunda şirketi değil tesisi idareye devretmektedir. Bu yüzden faaliyet konusunun sınırlarını dar kapsamda yorumlamamak gerekir. Sonuçta tesis idareye devredilmekte ve tesis idarenin izni dışında ipotek ve başka bir tasarrufa konu edilememektedir. Ancak burada vurgulanması gereken bir nokta idarenin Yap-İşlet-Devret projesi ile görevli şirket tarafından yapılan tesisin karından veya cirosundan pay alması durumunda tesisin hesaplarının ayrı tutulmasının kamu payının ödenmesinde ve hesaplanmasında kolaylık yaratacağıdır. (GÜNEŞ; 1998, S.36,37)II.3.3. Şirketlerin Süresi Yap-İşlet-Devret projeleri kapsamında sözleşme süreleri yatırım ve işletme dönemi olarak ayrılmaktadır. Mücbir sebeplere bağlı süre uzatımları hariç sözleşme süresi (örneğin 4 yılı yatırım 21 yılı işletme olmak üzere toplam 25 yıldır şeklinde) belirtilmektedir. İdareye devre konu olacak şirket tüzel kişiliği değil tesisidir. Bu yüzden şirketin süresiz olarak kurulması mümkün görülmelidir. Diğer bir ifade ile tesis devir edilse dahi şirket faaliyetine devam edebilir. (GÜNEŞ, 1998, s.37)II.3.4. Şirketin SermayesiŞirketin sermayesi konusunda mevzuatta yatırım tutarının en az %20sinin şirket öz kaynaklarından karşılanacağına dair madde imtiyaz sözleşmelerinde de yer almaktadır. Toplam yatırım bedelinde ortaya çıkacak artışların şirket tarafında karşılanması ve öngörüşler öz kaynak oranının uygulanması gerekmektedir. Yine sermaye maddesi ile ilgili olarak yatırım döneminin son üç ayı içinde işletme döneminde gerekli işletme sermayesinin idare ile mutabakata varılarak ABD Doları cinsinden saptanması ve kabulden önce şirketin bu tutarı öz kaynaklarından karşılaması öngörülmektedir. (GÜNEŞ, 1998, S.37-38)II.3.4.1. Ayni SermayeAyni sermaye olarak Türkiyeye ithal edilecek malzemelerin ekspertizi Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğünce görevlendirilecek eksperler tarafından yapılır. Ekspertiz konusu malların Türk Lirası değerlerinin tespitinde, ithal malzemelerle ilgili gümrük giriş beyannamesinde belirtilen fiili ithal tarihi itibariyle TC. Merkez Bankasınca uygulanan cari döviz alış kuru esas alınır. Yapılacak ekspertizle ilgili olarak eksperlerin yol ve ikamet masrafları ile Y.S.G.Mce tespit edilecek ekspertiz ücreti malzemeyi ithal eden kuruluş tarafından karşılanır. (GÜNEŞ, 1998, S.20)II.3.4.2. Nakdi SermayeNakit olarak ödenecek yabancı sermayenin yurt dışından bankalar aracılığıyla döviz olarak transfer edilmesi veya efektif olarak getirilmesi halinde yurda girişte gümrüklere deklare edilmiş olması esastır. Bu şeklide yurda getirilen dövizler bankalarca döviz alım belgesi tanzimi suretiyle satın alınır ve dövizin geliş nedeni bölümüne yabancı sermaye şerhi konur. (GÜNEŞ, 1998, S.20)II.3.4.3. Diğer SermayeYukarıda belirtilen ayni ve nakdi sermaye haricinde, 7/6/1995 tarihli ve 95/6990 sayılı kararnamenin 5. maddesinde belirtilen transfer edilebilir kar, temettü, satış, tasfiye ve tazminat bedelleri, lisans, know-how teknik yardım, dış kredi anapara ve faiz ödemeleri ile yabancı ortağın mevcut ve alacaklarının yabancı ortak sermaye payı olarak şirket sermayesine kaydedilmesi halinde söz konusu meblağlar fiili giriş olarak hesaba alınırlar ve kaydedilir. (GÜNEŞ, 1998, S.21,22)II.3.5. Ortak DeğişikliğiOrtak değişikliği konusu tamamen T.T.K. hükümlerine tabi olup bu konuda imtiyaz sözleşmelerinde bir düzenleme yer almamaktadır. Sadece sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerin idare görüşü ve Yüksek Planlama kurulu Kararı ile 94/5907 sayılı Bakanlar kurulu Kararı çerçevesinde başka bir şirkete devri esasa bağlanmıştır. Bu düzenleme ise ortak değişikliğini aşan ve görevin toptan devrini düzenleyen bir maddedir. (GÜNEŞ, 1998, S.38)II.3.6. Şirket ana sözleşme Değişikliklerinde İzinİmtiyaz sözleşmelerinin 3. maddesinde …görevli şirket tarafından ana sözleşmesi idarece uygun görülen yeni bir anonim şirket kurulacaktır tabirine yer verilmektedir. Söz konusu madde nedeniyle şirket ana sözleşme değişiklikleri için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı dışında ilgili projeye taraf olan idarenin de onayının alınması şeklinde maddenin ana sözleşmede yer alması ilgili idare tarafından talep edilmektedir. (GÜNEŞ, 1998, S.38)Kuruluş ana sözleşmesi hükümlerindeki her türlü değişiklik ve düzenlemelerin ilgili idareye belli bir süre önceden yazılı olarak bildirilmesi şeklinde hükümler bazı sözleşmelerde yer almaktadır. Özellikle şirketin finansman konusundaki yükümlülüklerini olumsuz etkileyecek değişiklikler ve düzeltmeler konusunda idarenin onayı aranmaktadır. (GÜNEŞ, 1999, S.38)II.4. İMZİYAZ SÖZLEŞMELERİNİN SONA ERME NEDENLERİKamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri; sözleşme süresinin dolması, sözleşmenin idare tarafından fesh edilmesi, sözleşmenin mahkeme kararı ile fesh edilmesi veya görevli şirketin görevi devri gibi durumlarda sona erebilir. Bu durumlardan herhangi biri gerçekleştiğinde kamu hizmetini yürüten imtiyazlı şirketin görevi son bulmakta, hizmet ya kamu tarafından yürütülmekte ya da devirde olduğu gibi idare başka bir şirket ile imtiyaz sözleşmesi imzalamaktadır. (GÜNEŞ, 1999, S.39) II.4.1. Sözleşme Süresinin DolmasıKamu hizmeti imtiyaz sözleşmelerinde kamu hizmetinin özel hukuk kişilerine gördürülmesi belli bir süre ile sınırlandırılır. Bu süre sona erdiğinde eğer önceden sözleşme uzatılmadığı takdirde imtiyaz şirketinin görevi son bulur.3996 sayılı Kanunun 7.maddesinde sözleşme süresinin 49 yıldan fazla olamayacağı, 3096 Sayılı Kanunun 7.maddesi uyarınca da imtiyaz sözleşmesinin en fazla 99 yıllık düzenlenebileceği hükme bağlanmıştır. Yap-İşlet-Devret projelerinde ise sözleşme süresi en fazla yirmi yıl olarak belirlenmiştir. (GÜNEŞ, 1999, S.39)II.4.2. Fesihİmtiyaz sözleşmesi görevli şirketin yükümlülüklerini yerine getirememesi veya imtiyaz sözleşmesi şartlarını ihlal etmesi, iflası, konkordato ilan etmesi, ödeme güçlüğüne düşmesi halinde idare tarafından feshedilebilir. Feshe ilişkin hükümler ile feshin sonuçları sözleşmelerde düzenlenir. İmtiyaz sözleşmelerinin feshi halinde imtiyaz sözleşmesine bağlı diğer sözleşmelerde fesh edilmiş sayılır. (GÜNEŞ, 1999, S.40)II.5.İMTİYAZ SÖZLEŞMELERİNİN SONA ERMESİNİN SONUÇLARIİmtiyaz sözleşmesinin sona erme şekli nasıl gerçekleşirse gerçekleşsin, sözleşmesinin sona ermesi imtiyazlı şirketin sona ermesini gerektirmez. İmtiyazlı şirketin sona ermesi şirketin tabi olduğu usule bağlıdır. İmtiyaz sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle sözleşmeye konu tesis imtiyazlı şirket tarafından idareye her türlü borç ve taahhütten ari, bakımlı ve çalışır vaziyette devredilmesi gerekmektedir. Devir ile ilgili olarak imtiyazlı şirket ve idare tarafından seçilerek kişilerden oluşacak devir kurulu oluşturulacağına dair imtiyaz sözleşmelerinde hüküm bulunmaktadır. Devir teslim, devir teslim işlerinden önce görev konusu tesislerin hali hazır durumunu, bakımlı, çalışır bir durumda bulunup bulunmadığını, tesislerin sözleşme hükümleri doğrultusunda idareye devrinin hazır olup olmadığını inceleyerek, kusur ve eksikliklerini belirleyerek giderilmesi için gerekli olan bedel ve zammın tutanakla tespit eder. Devir tarihinden önce ödenmesi gerektiği halde ödenmeyen her türlü vergi, borç ve yükümlülük şirket sorumluluğundadır. İdare kusur ve eksikliklerin imtiyazlı şirket tarafından yerine getirilmemesi durumunda gerekli yatırımları imtiyazlı şirketin nam ve hesabına yaptırabilir. (GÜNEŞ, 1999, S.47,48) BÖLÜM IIIYAP-İŞLET-DEVRET MODELİYLE YAPILANYATIRIMLARDA VERGİLEME KONUSU III.1.YAP İŞLET DEVRET PROJELERİNDE VERGİ, RESİM VE HARÇ İSTİSNASIIII.1.1. 3996 Sayılı Kanun Kapsamında3996 Sayılı Kanunun 2.maddesinde yer alan enerji üretimi, iletimi ve dağıtımı konusundaki yatırımlar 4947 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin YİD Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile kapsam dışına çıkarılmış olup aynı Kanun ile 3996 sayılı Kanunun 13.maddesi de değiştirilmiştir. Bu değişiklik ile söz konusu madde, 3096 sayılı TEK Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun kapsamındaki özel şirketlerin, elektrik üretimi ve satışına ilişkin işlemlerinin 3996 sayılı Kanunun muafiyete ilişkin hükümlerinden yararlanması yönünde düzenlenmiştir. (Tan; 1999, S.20)3996 Sayılı Kanunun Muafiyetler başlıklı 12.maddesinde yukarıda yer aldığı üzere maddede belirtilen konularda Yap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde idare ile sermaye şirketi veya yabancı şirketin yapacağı bütün iş ve işlemlerin 01.07.1964 tarih ve 492 sayılı kanun uyarınca alınan harçlardan muaf olacağı hükme bağlanmıştır. (Tan; 1999, S.20)Yap-İşlet-Devret Modeli ile yapılacak modeli uygulayacak şirket ile idare arasında yapılacak tüm iş ve işlemler ile ilgili olarak düzenlenecek kağıtlar için istisna uygulanacaktır.Söz konusu Bakanlar Kurulu Kararının 41.maddesi ile 3996 sayılı Kanun ile tanınan vergi, resim ve harç istisnasının çerçevesi aşağıdaki gibi belirlenmiştir. Buna göre;İdare tarafından görevlendirilen şirketin verdiği geçici teminat mektubu, kesin teminat mektubu ve bunlarla ilgili diğer teminat ve garantilerle görevlendirme kararları,Görevli şirket ile idare arsında düzenlenen uygulama sözleşmesi ile bu sözleşme hükümlerine dayanılarak kamu kurum ve kuruluşları ile yapılan diğer sözleşmeler,İdare tarafından yatırımla ilgili gerçekleştirilecek kamulaştırmalar ile kamulaştırılan taşınmazların tapu siciline, görevli şirket lehine konulan tescil ve şerhler,Yatırım döneminde kullanılmak üzere görevli şirket tarafından yatırım kredisi temini ile mal ve hizmet alımları,Yatırımın tamamlanmasını takiben idare ile görevli şirket arasındaki işletme ve bu dönem sonundaki devir uygulaması, ile ilgili işlemler ve bu işlemler nedeniyle düzenlenen kağıtlar damga vergisi ve harçtan istisna edilecektir. (Tan; 1999, S.21)III.1.2. 95/7 Sayılı İhracatı Teşvik Tebliği KapsamındaBaşbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı hazırlanan ve 17.07.1995 tarih ve 22346 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 95/7 sayılı İhracatı Teşvik Tebliğinin 34.maddesinde ihracat sayılan satış ve teslimler ile hizmet ve faaliyetlerin neler olduğu bentler halinde sıralanmış i bendinde de Yap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde Müsteşarlık tarafından uygun görülecek yatırım projelerini üstlenen yerli firmaların yapacakları hizmet ve faaliyetler tebliğ kapsamına alınacak banka, sigorta muameleleri vergisinden istisna tutulmuştur.95/7 sayılı ihracat Teşvik Tebliğinin vergi, resim ve harç istisnasını düzenleyen 14.maddesi kapsamında uygulanan istisnaya ilişkin yapılması gereken işlemlerin belirtildiği son fıkrası hükmü 22.07.1998 tarih ve 23410 sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren 98/19 Sayılı Tebliğ ile Bu madde kapsamında uygulanan vergi, resim ve harç istisnaları, istisnayı uygulayan kurumca ilgilinin bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirilir. Belgeli ihracatta ise uygulanan istisna, her işlem için sıra numarası, kredi miktar ve bakiye kısım belirtilerek ihracatı teşvik belgesi, dahilde işleme izin belgesi veya vergi, resim ve harç istisnası belgesine tarihiyle birlikte işlenir. Şeklinde değiştirilerek uygulamaya yön verilmiştir. (Tan; 1999, S.23)III.1.3. 98/1 Sayılı Tebliğ KapsamındaYatırımlarda Devlet Yardımları ve Yatırımları Teşvik Fonu Esasları Hakkında Kararın Uygulanmasına ilişkin 98/1 sayılı tebliğin 7. maddesinde Yap-İşlet veya Yap-İşlet-Devret modeli çerçevesinde yapılacak yatırımlar, destek unsurlarından yararlanacak yatırımlar arasında sayılmış olup bu yatırımlara sağlanacak destek unsurları ise 6. maddede aşağıdaki gibi sıralanmıştır.Gümrük Vergisi ve Toplu Konut Fonu İstisnasıYatırım İndirimiİthalde KDV ErtelemesiYerli Makine ve Teçhizatta KDV DesteğiVergi, Resim ve Harç İstisnasıEnerji DesteğiArsa DesteğiFondan Kredi DesteğiSöz konusu tebliğin 12. maddesinde vergi, resim ve harç istisnası ile ilgili uygulamanın 3.12.1998 tarih ve 3505 sayılı kanunun geçici 2. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan İhracat ve Yatırımlarda Damga Vergisi ve Harç İstisnası Uygulaması Hakkında Tebliğ çerçevesinde yürütüleceği belirtilmiştir. (TAN, 1999, s.23)III.2.YAP-İŞLET-DEVRET PROJELERİNDE İPOTEK UYGULAMASI VE HARÇ İSTİSNASIİşletme hakkı devredilen tesisler ve görevleri ile ilgili tesise yaptıkları yatırımlar görevli şirketler tarafından üçüncü şahıslara teminat olarak gösterilemez ve bunların üzerine ipotek koydurulamaz. Yap-İşlet-Devret projelerinde üst hakkı üzerinde ipotek tesisi mümkündür. Ancak uygulama sözleşmesinde Hazine tarafından kredi sağlanacağı hükmünün yer alması durumunda üst hakkı üzerinde tesis edilecek ipotekler için birinci derecede birinci sıra boş bırakılır. (GÜNEŞ, 1999, s.40)Maliye Hazinesine kayıtlı olan taşınmaz üzerinde tesis yapımı için belli bir süre ile daimi ve müstakil olarak şirketlerine üst hakkı tesis edilmektedir. Üst hakkının şirket lehine tesisinde üst hakkının tapu sicil işlemi 3096 sayılı kanun için de geçerli olan 3996 sayılı kanunun 13. ve 12. maddeleri ile 5907 sayılı B.K.K.nin 41. maddesi uyarınca harçtan istisnadır. (GÜNEŞ, 1999, s.40)5907 sayılı B.K.K.nin 41. maddesinin (d) bendi uyarınca görevli şirket tarafından yatırım kredisi temin işlemi damga vergisi ve harçtan istisna edilmiştir. Sonuç olarak orta ve uzun vadeli yatırım kredisi kullanımı ile ilgili olarak teminat olarak gösterilen tesis ve tesis ile ilgili teferruatların ipoteğine ilişkin işlemiler ve teferruatların tapunun beyanlar hanesine teserli işlemi 5907 sayılı B.K.K.nin 41/d bendi uyarınca damga vergisi ve harçtan istisnadır. (GÜNEŞ, 1999, s.41)III.3.YAP-İŞLET-DEVRET PROJELERİNDE SERMAYEDEN DOĞAN KUR ARTIŞLARINDA VERGİ İSTİSNASI UYGULAMASIIII.3.1. Yasal DüzenlemeV.U.K.nin 280. maddesine 4369 sayılı Kanunun 7. maddesi ile eklenen 4. fıkra hükmü görevli şirketlerin sermaye olarak koydukları yabancı paraların sarf edilmeleri veya Türk Lirasına çevrilmeleri nedeniyle doğan kur farklarını sonuç hesapları ile ilgilendirmeyerek vergi dışı bırakmaktadır. (GÜNEŞ, 1999, s.48)Söz konusu fıkra hükmü şu şekildedir:3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı ve ticareti ile görevlendirilmesi hakkında kanun ve 3996 sayılı bazı yatırım ve hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli işlet devret modeli çerçevesinde yaptırılması hakkında kanunda tanımlanan şirketlerin sermaye olarak koydukları yabancı paraların sarf edildikleri veya TLne çevrildikleri tarihe kadar lehlerine oluşan kur farkları pasifte özel bir karşılık hesabında gösterilecek dönem kazancına dahil edilmez. Bu karşılıklar sermayeye eklendikleri takdirde çekiş ve kar dağıtımı sayılmaz. Aleyhlerine oluşan kur farkları ise aktifte özel bir karşılık hesabında tutulur ve gelecek yıllarda lehlerine oluşacak kur farkları ile kapatılır. Lehte kur farkı ile kapatılamayan tutarlar işi bırakma halinde zarar addolunur. (GÜNEŞ, 1999, s.48)III.3.2. Karşılık Uygulamasının KoşullarıKur farklarından doğan tutara karşılık ayrılabilmesinin özelliklerini şu şekilde sıralamak mümkündür:Karşılık uygulaması 3096 veya 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde kurulan görevli (imtiyazlı) şirketler için geçerlidir.Yabancı sermaye kısmına istisna uygulanabilmesi için sermaye Türkiyeye getirilmiş olmalıdır.Yerli sermaye kısmına istisna uygulanması için yerli sermayenin döviz olarak konulması (döviz tevdiat hesabında tutulması) gerekir. Türk Lirası taahhüt ve sermaye ödemeleri, yatırım bedeli döviz cinsinden belirlenmiş olsa dahi kur farkı doğmayacağından istisnadan faydalanamaz.Sermaye olarak koyulan tutarın ödendiği tarih ile sarf edildiği tarih veya Türk Lirasına çevrildiği tarihe kadar lehe oluşan kur farkı bulunmalıdır.Kur farkı pasifte özel bir karşılık hesabında gösterilecek dönem kazancına dahil edilmez.Karşılık hesabında gösterilen tutar sermayeye ilave dışında kullanılmaza. Sermayeye ilave dışında kullanıldığı takdirde kar dağıtımı sayılarak vergilendirilir.Aleyhte oluşan kur farkları aktifte özel bir karşılık hesabında tutulur.Aktifte karşılık hesabında tutulan kur farkları gelecek yıllarda pasifte oluşan lehte kur farklarına ilişkin karşılık hesabı ile kapatılır.Lehte kur farkı ile kapatılmayan aktif karşılık tutarları işi bırakma durumunda zarar olarak dikkate alınır.Görüldüğü üzere gerek lehte gerekse aleyhte kur farkları dönem kazancı ile ilişkilendirilmemekte birbirine mahsup edilebilmektedir. Sadece işi bırakma durumunda aleyhte kur farkları varsa zarar olarak değerlendirilmektedir. (GÜNEŞ, 1999, s.53-54)III.3.3. Karşılık Uygulamasının Kapsamı280. madde uygulamasında sermaye olarak konulan dövizin harcanmasına ilişkin harcama türü itibariyle bir sınırlama yapılmamıştır. Sermaye olarak konulan dövizin yatırım harcamalarında veya cari işlemler için kullanılmasının istisna uygulamasına etkisi yoktur. Yatırım tutarının sözleşmede ABD doları cinsinden belirlenmesine rağmen şirket ortaklarının döviz cinsinden taahhüt edip ödedikleri sermaye kısımları için de istisna uygulanabilecektir. İstisna uygulamasında sermayenin döviz cinsinden konulmasından anlaşılan nakit döviz tutarıdır. Zira maddede sarf edilme tabiri geçmektedir. Bu yüzden ayni sermaye konulması nedeniyle kur farkı (ortağın taahhüdünün üzerinde mal koyması) ortaya çıksa dahi 280. madde kapsamında değerlendirilemez. (GÜNEŞ, 1999, s.40)III.4. DAMGA VERGİSİ VE HARÇ MUAFİYETİ İLE İLGİLİ DÜZENLEMELER3996 sayılı yasanın muafiyeti düzenleyen 12. maddesinde, yasanın 2. maddesindeki köprü, tünel, baraj, sulama, içme ve kullanma suyu, arıtma tesisi, kanalizasyon, haberleşme, maden ve işletmeleri, fabrika ve benzeri tesisler, çevre kirliliğini önleyici yatırımlar, otoyol, demir yolu, yer altı ve yer üstü oto parkı ve sivil kullanıma yönelik deniz-hava limanları ve benzeri yatırım ve hizmetlerin yaptırılması, işletilmesi, devredilmesi ve Yap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde sermaye şirketlerinin ve yabancı şirketlerin, görevlendirilmesi iş ve işlemlerinden 488 sayılı Danga vergisi Kanunu ve 492 sayılı Harçlar Kanunu içerikli damga vergisinden ve harçlardan muaf olduğu hüküm altına alınmıştır. (POLATKAN, 1998, s.12)III.5.YAP-İŞLET-DEVRET MODELİNİN GELİR VE KURUMLAR VERGİSİ KARŞISINDAKİ DURUMUYap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde faaliyet gösterecek şirketler anonim şirket olmak zorundadırlar. Bu model ile ilgili anayasa Mahkemesinin Kararından sonra bu şirketler imtiyazlı anonim şirket olarak vegilendirilecektir. K.V.K.nin 6. maddesinde bu şirketler kurumlar vergisi mükellefi sayılmıştır. İşletme faaliyete geçtikten sonra elde edilen net kazanç kurumlar vergisine tabidir. K.V.K.ya göre, yabancı sermaye ve buna isabet eden kar payları, ancak vergilendikten sonra kalan net tutarı bir başka ülkeye transfer edebilmektedir. Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar uyarınca, model çerçevesinde yapılacak yatırımlar özel önem taşıyan sektör yatırımları olarak kabul edilmiş ve Yatırımlarda Devlet Yardımları ile ilgili tebliğ uyarınca da bazı destek unsurlarından yararlandırılabilecektir. Bunlar: Gümrük muafiyeti, yatırım indirimi, krediler, vergi, resim ve harç istisnası, gibi ertelemesidir. Bu işletmelerin elde ettikleri net karlar, G.V.K. kapsamına girdiğinden ayrıca gelir vergisi mükellefi olarak da vergilendirilecektir. (SÜRMEN, ÇOBAN, 2000, S.220)III.6.YAP-İŞLET-DEVRET MODELİNİN KATMA DEĞER VERGİSİ KARŞISINDAKİ DURUMUKDVKda Yap-İşlet-Devret Modeli kapsamında yatırımın yapılması aşamasında gerekli olan malzeme alımları KDV ye tabidir. Bu modelde, sözleşme süresi sonunda işletme varlıklarının bedelsiz olarak kamuya devredilmesi tartışmalıdır. Bu konuda ili görüş vardır. Bunlardan birincisi devir işleminin hibe olmadığı, ikincisi ise hibe olduğu yönündedir. Birici görüşe göre KDVK mal ve hizmet tesliminin bedelli veya bedelsiz yapılmasını ayrı bir statüye tabi tutmamıştır. Kanundaki bedelsiz teslimden anlaşılan hibe olmalıdır. Hibede ise kanunun 27. maddesinde belirtildiği üzere emsal bedelinin matrah olacağı tabidir. Ancak, Yap-İşlet-Devret Modelinde devirden kastedilen hibe olmadığına göre KDVde olmayacaktır. Ayrıca, devir kamuya olduğundan kamunun KDV tutarı kadar kaynak aktarması söz konusu olacaktır. Bu nedenle imtiyazlı işletmeler devir esnasında KDV hesaplamamalıdır. (KDVK, md. 17-2/b)İkinci görüşe göre ise modelin sözleşmesi, KDV açısından kiralama ve imalat mal teslimi şeklinde değerlendirilmektedir. Teslim işlemlerinde matrah KDVKnin 20/1 maddesi uyarınca bu işlemlerin karışlığını teşkil eden bedeldir. Bedelden ise teslim alan veya bunlar adına hareket edenlerden alınan para, mal ve para ile temsil edilen menfaat, hizmet ve değerlerin toplamı anlaşılmalıdır. (SÜRMEN, ÇOBAN, 2000, S.221)III.7. 213 SAYILI VERGİ USUL KANUNU KAPSAMINDAKİ DÜZENLEMELER213 sayılı V.U.K.de Yap-İşlet-Devret Modeli ile iş yapan imtiyazlı şirketler bakımından bunların iş ve işlemlerini kolaylaştırıcı değil, zorlaştırıcı yönde hükümler bulunmaktadır. Yasanın yeniden değerleme başlıklı mükerrer 298. maddesinde bilanço esasına göre defter tutan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri için, bilançolarına dahil amortismana tabi iktisadi kıymetler ve bu kıymetler üzerinden ayrılmış amortismanların her hesap dönemi sonu itibariye yeniden değerlemesine ilişkin hüküm imtiyazlı şirketlere uygulanamayacağı hükme bağlanmıştır. Diğer bir önemli husus ise imtiyazlı şirketlerin tüm hesaplarının dolar üzerinden yapılmasına karşın, Yap-İşlet-Devret Modeli içinde yatırım yapan şirketlerin hesap ve defter kayıtlarının da dolar cinsinden tutulmasının gerek T.T.K. gerek V.U.K. hükümlerini gereği mümkün olamamasıdır. (POLATKAN, 1998, S.13) BÖLÜM IVYAP-İŞLET-DEVRET PROJELERİNDEKAMULAŞTIRMA BADELLERİ VE DEĞERLEME IV.1. ANAYASADA YERALAN KAMULAŞTIRMA HÜKMÜKamulaştırma Anayasanın 46. maddesinde düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre;Devlet ev kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırmaya ve bunlar üzerinden idari irtifaklar kurmaya yetkilidir.Kamulaştırma bedelinin hesaplanma tarz ve usulleri kanunla belirlenir. Kanun kamulaştırma bedelinin tespitinde vergi beyanını, kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini, taşınmaz malların birim fiyatlarını ve yapı maliyet hesaplarını ve diğer objektif ölçüleri dikkate alır. Bu bedel vergi beyanındaki kıymet arasındaki farkın nasıl vergilendirileceği kanunla gösterilir. Kamulaştırma bedeli nakde ve peşin olarak ödenir. (GÜNEŞ, 1999, S.31)IV.2. KAMULAŞTIRMA BEDELLERİNİN VEGİ USUL KANUNU AÇISINDAN DEĞERLEME ŞEKLİIV.2.1. Tesis İle İlgili Olarak Ödenen Kamulaştırma BedelleriKamulaştırma bedelleri uygulama sözleşmesinde öngörülmektedir.Ödemenin görevli şirket tarafından üstlenilmesi (kısmen veya tamamen) durumunda görevli şirketin kamulaştırılan arsa üzerinde kullanım hakkı sözleşme süresi ile sınırlanmaktadır.Kamulaştırılan arazinin maliki kamulaştırma işlemini (2948 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre) yapan idaredir.Kamulaştırma tesisin yapılması için gerekli olmalı ve idareye projeyi onaylamalıdır.Kamulaştırma bedeli inşa edilecek tesis için ödenmektedir. Görevli şirketin kamulaştırma karşılığı ödediği bedel yatırımın yapılması ve işletilmesi hakkını sağlamaya yöneliktir. Diğer bir ifadeyle görevli şirketin elde ettiği hak mülkiyet hakkı değil, tesis inşa etme v eşletme hakkıdır. Bu yüzden kamulaştırma bedellerinin yapılacak yatırım harcamalarından bir nitelik farkı yoktur. (GÜNEŞ, 1999, S.37)Kamulaştırma bedeli gayrimaddi hak iktisabı için değil tesisin sözleşme koşullarına göre inşası ve işletilebilmesi için ödenmektedir. Bu yüzden Yap-İşlet-Devret uygulamalarında ödenen kamulaştırma bedelleri gayrimaddi hak iktisabından da ayrılmaktadır. Sonuç olarak görevli şirket tarafından tesis ile ilgili olarak ödenen kamulaştırma bedellerinin V.U.K.in 271-269 ve 262. maddeleri uyarınca tesisi maliyetine eklenmesi gerekmektedir. (GÜNEŞ, 1999, S.37)IV.2.2. İşletme Malzemesi Temini İçin Ödenen Kamulaştırma Bedelleriİşletme yerinin kamulaştırılmasının yanı sıra termik santral örneklerinde olduğu gibi işletme malzemesi temini için de kamulaştırma yapılabilmektedir. Örneğin belli bir linyit kömürü alanının kamulaştırılması nedeniyle görevli şirket tarafından ödenen kamulaştırma bedeli işletme malzemesi teminine yöneliktir. Bu tür bir durumda kamulaştırma bedelinin V.U.K.nun 262 ve 275. maddeleri uyarınca işletme malzemesinin maliyetinin tespitinde dikkate alınması ve enerji üretiminde ana yakıt olarak kullanılan malzemenin maliyetinin tespitinde (dolayısıyla enerji maliyetinin tespitinde) dikkate alınması gerekir. (GÜNEŞ, 1999, S.37-38)IV.3. KAMULAŞTIRMA BEDELLERİ VE YATIRIM İNDİRİMİNİN KONUSUNA İLİŞKİN HÜKÜMLERYatırım indiriminin koşulları G.V.K.nin ek 2 maddesinde belirlenmiş bulunmaktadır. Anılan madde uyarınca yatırım indirimi uygulanmasında şu koşulların topluca bulunması gerekmektedir.İndirimin uygulanacağı ticari ve /veya zirai kazanç bilanço esasına göre belirlenmiş olmalıdır.Yatırım kalkınma planı ve yıllık programlarda belirtilenlerden Maliye Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığı tarafından birlikte belirlenen sektör veya konularda yapılmalıdır.Yapılan yatırım ticari ve sınai yatırımlar için en az 50 milyar TL (1999 yılı için geçerli had) olmalıdır.Yatırıma başlamadan önce Hazine Müsteşarlığına başvurularak gerekli bilgi ve belgelerin sunulmuş olması ve yukarıda sayılan koşulların varlığı onaylanarak Yatırım Teşvik Belgesi verilmiş olmalıdır.Yatırım tasdik edilen koşullar ve süreler dahilinde yapılmış olmalıdır.Yap-İşlet-Devret Projeleri açısından yukarıda sayılan koşullar değerlendirildiğinde görevli şirketin anonim şirket statüsünde kurulması nedeniyle kazancı bilanço usulüne göre belirmenmiş olmaktadır. Ayrıca Yap-İşlet-Devret projelerine ait yatırımlar 98/1 sayılı teşvik tebliğinde özel önem taşıyan sektör yatırımları arasında sayılmıştır. Yap-İşlet-Devret projelerinde yatırım indirimi oranı %100 olarak uygulanmaktadır. Tesisin mülkiyetinin görevli şirkete ait olmamasının yatırım indiriminden yararlanılması açısından önemi bulunmamaktadır. Zira yatırım konusu tesis, görevli şirket tarafından yapılmakta ve işletilmektedir. G.V.K.nin ek 2. ve 3. maddelerinde ve teşvik tebliğlerinde belirtilen koşullar görevli şirket tarafından yerine getirilmektedir. (GÜNEŞ, 1999, S.38-39)IV.4. KAMULAŞTIRMALARDA KDV UYGULAMASIIV.4.1. İktisadi İşletmenin Aktifine kayıtlı Gayri menkullerKamulaştırma konusu gayrimenkuller işletmenin aktifine kayıtlı olduğu taktirde KDVKnun 1/1 maddesi uyarınca ticari faaliyet çerçevesinde yapılan teslim söz konusu olduğundan kamulaştırma işlemi verginin konusuna girmektedir. Kamulaştırma işlemi ile ticari işletmenin aktifine dahil gayrimenkulün tasarruf hakkı alıcıya devredilmekte gayrimenkul alıcıya teslim edilmektedir. Bu durum vergiyi doğuran olay olarak tanımlanan ticari faaliyet çerçevesinde teslim tanımına girmektedir. KDVKnun 20. maddesi uyarınca matrah kamulaştırma bedelidir. Kamulaştırma bedelinin sonradan dava yoluyla artması (tezyid-i bedel) durumunda da artan bedel KDV matrahına dahil olacaktır. KDVKnun 24/e maddesi uyarınca fiyat farkları KDV matrahına dahildir. (GÜNEŞ, 1999, S.40)IV.4.2. Özel Servete Dahil GayrimenkullerKDVnin konusunun tanımlandığı 1. maddede ticari, zirai ve mesleki faaliyet çerçevesinde Türkiyede yapılan teslim ve hizmetler verginin konuları arasında sayılmıştır. Bu hüküm uyarınca özel servete dahil bir gayrimenkulün kamulaştırma yoluyla kamu mülkiyetine geçmesi işlemi verginin konusuna girmektedir. (GÜNEŞ, 1999, S.40) BÖLÜM VYAP-İŞLET-DEVRET PROJELERİNDE PİLOT ŞİRKET GİDERLERİNİN GÖREVLİ ŞİRKETE DEVRİ V.1. YİD PROJELERİNDE PİLOT ŞİRKET KAVRAMIYap-İşlet-Devret Projelerinde projelerin belli bir şirket tarafından alınmasını özleyen safhada yeni bir şirket kurulması gerekmektedir. Projenin alınma safhasında pilot şirket veya (ortak girişim grubu) tarafından yeni bir şirket kurulacağına dair taahhütname idareye verilmektedir. Alınan proje ile ilgili olarak yeni şirket kurulana kadar yapılacak giderlerin durumu ve yeni şirkete nakli, vergi yasaları açısından tartışma konusu oluşturmaktadır. (GÜNEŞ, 1999, S.79)V.2. PİLOT ŞİRKET GİDERLERİBilindiği gibi vergilendirme birimlerinin kendi faaliyetleri ile ilgili olarak yaptıkları giderlerin kendi matrahlarının tespitinde dikkate alınması gerekir. Yap-İşlet-Devret projelerinde yasal işleyişin gereği olarak herhangi bir projenin alınıp alınmaması belli olmadığından proje ile ilgili giderler mevcut (pilot) şirkette yapılmaktadır. Bu giderlerin türünü şu şekilde belirlemek mümkündür.Proje araştırma geliştirme,Şartname ve kırtasiye masrafları,Proje hazırlama giderleri,Personel,Dışardan sağlanan fayda ve hizmetler,Fizibilite çalışmaları,Sözleşme masrafları,Şirket kuruluş masrafları,Örgütlenme ve benzeri masraflar,Yukarıda sayılan giderlerin tamamı proje için pilot şirket tarafından yapılmaktadır. Projenin pilot şirkete ihale edilmesi durumunda şirket tarafından projenin geçekleştirilmesi için sözleşmeyi takiben bu proje ile ilgili olarak yeni bir şirket kurulması gerekmektedir. Yeni şirketin kurulması ile pilot şirketin proje ve yeni şirketin kurulması için yaptığı giderlerin yeni şirkete nakledilmesi gerekir. Zira giderler pilot şirket faaliyeti ile ilgili olmayıp projeyi gerçekleştirecek olan görevli şirketle ilgilidir. Bu giderlerin faturalanması sırasında pilot şirketin fiili gider tutarlarını faturalaması yeterli görülmelidir. Yapılan giderlerin pilot şirket tarafından karşılanması zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Çünkü ihalenin alınması çalışmaları ile ihalenin alındığı sırada görevli şirket mevcut değildir. Kaldı ki imtiyaz sözleşmesinin onay sürecinin uzunluğu ve bu sırada yapılması gereken giderlerin de pilot şirkette yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu yüzden de gider naklinde pilot şirketin karının aranmaması gerekir. (GÜNEŞ, 1999, S.79-80)V.3. YASAL DÜZENLEMELERV.3.1. Kurumlar VergisiK.V.K.nun 17. maddesi uyarınca; şirket kendi ortakları, ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek ev tüzel kişiler, idaresi, murakabesi veya sermayesi bakımlarından vasıtalı-vasıtasız olarak bağlı bulunduğu veya nüfuzu altında bulundurduğu gerçek ve tüzel kişiler ile olan münasebetlerinde emsaline göre göze çarpacak derecede yüksek veya düşük fiyat ve bedeller üzerinden yahut bedelsiz olarak alım, satım, imalat, inşaat muamelelerinde ve hizmet ilişkilerinde bulunursa; kazanç tamamen veya kısmen örtülü olarak dağıtılmış sayılır ve aynı kanunun 15/3. maddesine göre dağıtılan örtülü kazançların kurum kazancının tespitinde indirimi kabul edilmez. Bağlı şirketler ile ilgili gider naklinde örtülü kazanç hükümlerinin uygulanmamasına dair tek düzenleme 33 seri nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 2. bölümünde yapılmıştır. Anılan düzenleme şu şekildedir:Holding Şirketlerin Genel İdare Giderlerinin Bağlı Şirketlere DağıtımıBilindiği üzere, holding şirketler tarafından bağlı şirketlere aşağıdaki konularda hizmet verilebilmektedir.Araştırma ve geliştirme,Finansman temini,Pazarlama ve dağıtım,Yatırım projelerinin hazırlanması,Hedeflerin tayini,Planlama,Örgütlendirme ve kararların uygulanması,Bilgisayar hizmetleri,Sevk ve idare,Mali revizyon ve vergi müşavirliği,Piyasa araştırmaları,Halkla ilişkilerin tanzimi,Personel temini ve eğitimi,Muhasebe organizasyon ve kontrolü,Hukuk müşavirliği,Holding tarafından verilen bu tür hizmetlerin bağlı şirketlere geder yazılabilmesi için;Hizmetin mutlaka verilmiş olması,Kesilen faturada hizmet türünün ayrıntılı olarak belirtilmesi,Tek faturada birden fazla hizmet bedelinin bir arada yer alması halinde ise her hizmet bedelinin ayrı ayrı gösterilmesi şarttır.Yukarıda belirtilen koşullara uygun olarak bağlı şirketler, holding tarafından kesilen fatura bedelini gider olarak kayıtlarında gösterebileceklerdir.Düzenleme holding şirket-bağlı şirket ilişkisini belirlemiş olmakla birlikte örgütlenmesi holding şeklinde olmayıp Yap-İşlet-Devret projelerinde olduğu gibi bağımlı şirket ilişkileri için de geçerlidir.Bu tür ilişkilerde K.V.K.nin 17. maddesinde düzenlenen örtülü kazanç dağıtımı hükümlerinin (Tebliğde belirtilen koşullarda) dikkate alınmaması gerekir.Bu çerçevede pilot şirketlerin gerek proje ve kuruluş çalışmaları gerekse projenin uygulanması sırasında yaptığı giderlerin görevli şirkete devrinde de aynı usulün geçerli olması kaçınılmazdır.Anılan tebliğ uyarınca pilot şirket tarafından proje ile ilgili olarak yapılan giderlerin görevli şirkete devrinde;Hizmetin mutlaka verilmiş olması,Düzenlenen faturada hizmet türünün ayrıntılı olarak belirtilmesi koşulu ile gider dağıtımı (nakli) yapılabilecektir.İhalenin alınamaması durumunda gider pilot şirket tarafından sonuç hesaplarına intikal ettirilir. Konsorsiyum olarak girilen ihalelerde ihalenin alınamaması durumunda ihale ile ilgili olarak karşılanan giderlerin konsorsiyum üyelerinin payları oranında dağıtımı ve faturalanması durumunda da fiili giderlerin karsız olarak dağıtımının kabulü gerekir. Zira yapılan giderler geçici olarak konsorsiyum üyelerinden birisi (muhtemelen pilot firma) tarafından karşılanmakla ihale sonuçlarına göre firmalararası hesaplaşma yapılmaktadır.yapılan giderler G.V.K.nin 40/1 maddesi uyarınca ticari (kurum) kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili giderlerdendir. (GÜNEŞ, 1999, S.80-81)V.3.2. Katma Değer VergisiPilot şirket giderlerinin görevli şirkete naklinde (projede çalışan personel giderleri dahil) düzenlenen fatura bedelleri üzerinden katma değer vergisinin hesaplanacağı tabiidir. (KDVK Md.1, 8, 10, 20/1, 2).Pilot şirket tarafından proje ile ilgili yararlanılan hizmet ve teslim sırasında KDV indirildiğinden görevli şirkete yapılacak nakil sırasında KDVnin hesaplanması yasal zorunluluktur. Projede çalışan personelle ilgili ödenen ücretler KDVKnın 1. maddesi gereğince KDVye tabi olmamakla birlikte görevli şirkete gider nakli sırasında pilot şirket tarafından görevli şirkete hizmet verildiğinden projede çalışan personele ait ücretler de KDV matrahına dahil olacaktır. Çünkü işlem hizmet ifası kapsamında olup pilot şirket tarafından görevli şirkete hizmet verilmektedir. Bu durumda proje maliyetine yüklenen personel giderleri matrah tanımının yapıldığı KDVKnın 20/2. maddesi uyarınca KDV matrahına dahildir. (GÜNEŞ, 1999, S.81)V.4. DEĞERLENDİRMEYap-İşlet-Devret projelerinde görevli şirket kuruluna kadar pilot şirket tarafından yapılan harcamaların görevli naklinde K.V.K.nın 17. maddesi kapsamında kar aranmaması ve K.V.K.nın 33 seri no. Lu Genel Tebliği uyarınca gider naklinin gerçekleştirilmesi, ayrıca nakledilen bedelin KDV ye tabi tutulması gerekir. İhalenin alınamaması durumunda yüklenen giderler dönem gideri mahiyetinde olup doğrudan sonuç hesaplarına intikal ettirilmelidir. Konsorsiyum olarak girilen ihalelerde konsorsiyum üyelerinin alınamayan ihale ile ilgili giderler konusunda hesaplaşmalarında da fiili giderlerin dağıtımı yeterli görülmeli ve bu tür dağıtımlarda kar aranmamalıdır. (GÜNEŞ, 1999, S.81) BÖLÜM VIYAP İŞLET DEVRET PROJELERİNDESORUNLAR VE ULUSLAR ARASI TAHKİMVI.1. YİD PROJELERİNDE YAŞANAN SORUNLARBugün için Yap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde özel kesimle (yerli yabancı sermaye şirketleri) idare arasında akdedilen sözleşmeler kamu hizmeti imtiyaz sözleşmesi olarak kabul edilmektedir. Gerek Anayasa Mahkemesi Kararlarında gerek Danıştayın içtihatlarında bu husus kesinlik kazanmıştır. Ancak sözleşmelerin, kamu hizmeti imtiyaz sözleşmesi olarak kabul edilmesiyle birlikte yerli ve yabancı sermaye kesiminde bir takım sorunlar ortaya çıkmıştır. Bu sorunların ilki Danıştayın incelemesidir. Danıştay imtiyaz sözleşmelerini Anayasa gereğince incelemekle görevli kılınmıştır. Bu olay kapitülasyonlara bir tepki olarak bir gelenek haline getirilmiştir ve 1910dan itibaren hatta 1924 Anayasası döneminde daha da ileriye gidilmiş, imtiyaz sözleşmelerinin, TBMMce de onaylanması bir zorunluluk olarak öngörülmüştür. Daha sonra 1961 ve takiben 1982 Anayasalarında yasama organının, imtiyaz sözleşmelerini onay yetki ve görevi kaldırılmıştır; ancak Danıştay incelemesi, 1910lu yıllardan bu yana 1924 Anayasalarında yer almıştır, Danıştay Kanunlarında da aynı görev ve yetki Danıştaya verilmiştir. Danıştay incelemesinin çok uzun sürmesi nedeniyle sözleşme konusu olan alt yapı tesisinin kurulmasına başlanması gecikmekte bu da yatırımcıyı rahatsız etmektedir. (DEMİR; 1999, S.155)Yerli ve yabancı sermaye kesiminde rahatsızlık yaratan diğer konuda; Danıştayın idareyle özel kesim arasında akdedilmiş olan sözleşmeyi incelerken sözleşmeye fazlasıyla müdahale ettiği konusudur. Yine sözleşmeden kaynaklanacak olan uyuşmazlık konuların Danıştayda çözümlenmesi zorunluluğu da sermaye kesiminin tedirginliği arasındadır. Öte yandan, idari yargı mevzuatında Danıştay ve İdari Yargılama Usulü Kanununda idari uyuşmazlıkların tahkim yöntemiyle çözümlenmesini öngören bir düzenleme mevcut değildir. Bu sebeple Danıştay sözleşme tasarılarını incelerken, sözleşme tasarılarındaki tahkime ilişkin maddeleri sözleşme metinlerinden çıkarmakta, bu da özellikle yabancı şirketlerde ve bunların kreditörlerinde tedirginlik yaratmaktadır. (DEMİR; 1999, S.155)Şu anda Türkiyede tartışılan konulardan biri olan, alt yapı projelerine özel sektörün ve yabancı sermayenin tatılımında taraflar arasında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümündeki yetkili merciinin kim olması gerektiği sanırım daha uzun süre tartışılacaktır. Bize göre ihtilafların çözümünde Danıştay mı yetkili olsun yoksa adli yargı mı yetkili olsun ya da tahkim mümkün olsun mu sorusunun araştırılması meselenin çözümündeki ilk adımdır. (DEMİR; 1999, S.156)6.2.ULUSLAR ARASI TAHKİM KONUSUNDA YİD PROJELERİNDE YAŞANAN SORUNAnayasa Mahkemesi altyapı yatırımlarının Yap-İşlet-Devret Modeli ile yaptırılmasına imkan veren 3974 sayılı Kanun ve 3996 sayılı Kanunun; kamu kuruluşlarının altyapı hizmetlerinin YİD modeliyle gerçekleştirilmesine ilişkin üçüncü kişilerle yapacakları sözleşmelerin imtiyaz teşkil etmeksizin özel hukuk hükümlerine tabi tutulmasını öngören maddelerini, sırasıyla, 9/12/1994 Gün-1994/43 Esas-1994/42-2 Karar ve 28/6/1995 Gün-1994/71 Esas-1994/71 Karar sayılı kararlarıyla iptal etmiştir.Yüksek Mahkemenin iptal ettiği kanun hükümleri ile, yasa koyucu özel kişiler tarafından yapılacak enerji yatırımlarını imtiyaz teşkil etmeksizin özel hukuk hükümlerine tabi tutmayı amaçlamıştır. Özel hukuk hükümlerine tabi olmanın pratik sonucu;Danıştayın imtiyaz sözleşmeleri üzerindeki ön incelemesine tabi olmamak,Sözleşmeden doğan anlaşmazlıkların hallinde uluslar arası ticari tahkime gidebilmektir.Anayasa Mahkemesi söz konusu kanun hükümlerini iptal ederken; iptal kararında kamu hizmeti ve imtiyaz kavramlarını da tanımlamış; YİD sözleşmelerinin özel hukuk hükümlerine değil, idare hukuku hükümlerine tabi olacağını ifade etmiştir. (EMEK; 1999, S.106)Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararlarıyla YİD sözleşmeleri ve enerji üretimi, iletimi ve dağıtımı etkinliği kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri olarak kabul edilmektedir. Bu sözleşmeler, imtiyaz sözleşmeleri olduğu için Danıştay incelemesine tabi tutulmaktadır. İmtiyaz sözleşmeleri idari sözleşme oludğundan idareye tek taraflı fesih gibi üstün hak ve yetkiler vermektedir. İmtiyaz sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar idari yargıda çözümlenmektedir. Diğer bir deyişle imtiyaz sözleşmelerinde anlaşmazlıkların halli için tahkime gidilmesi yönünde bir şarta yer verilememektedir. (EMEK; 1999, S.107)VI.2. YİD PROJELERİNDE YABANCI YATIRIMCILARIN ULUSLAR ARASI TAHKİMİ İSTEME NEDENLERİYabancı yatırımcılar, genelde, ev sahibi devletler ile yaptıkları yatırım sözleşmelerinde; sözleşmeden doğacak uyuşmazlıkları uluslar arası tahkime götürme şartına yer vermeyi, ev sahibi ülkedeki politik risklere karşı korunmak ve YİD sözleşmelerinde devletçe verilen garantileri sağlama almak, amacıyla istemektedir. Çünkü, yatırımcılar, peşinen, uzun süreli yatırım sözleşmelerinden kaynaklanan bu tür uyuşmazlıkların, nef-i hazine (hazine çıkarı) saikiyle karar veren idari yargıda kendi aleyhlerine sonuçlanacağını düşünmektedir. (EMEK; 1999, S.107Politik risk, genel olarak; ev sahibi ülke tarafından alınmış ve yatırımcının yatırım üzerindeki mülkiyet hakkının, tasarrufunun ve diğer haklarının kaybolması veya kısıtlanması sonucu doğuran düzenlemeler (kamulaştırma); vergi ve/veya diğer kanunlarda yapılan değişiklikler ile yatırım üzerinde kamulaştırma etkisi yaratacak ilave yükümlülük getirilmesi; yatırımının yatırımından sağladığı kar payları ve diğer parasal kazançlarını ev sahibi ülke dışına transfer etmek üzere yerel para biriminden başka bir yabancı para birimine dönüştürmesini ve/veya bu p0arayı yurt dışına çıkarmasını engelleyen düzenlemeler (transfer kısıtlamaları) gibi hususları kapsamaktadır. (EMEK; 1999, S.107)Diğer taraftan YİD uygulama sözleşmelerinde köprü kredilerine Hazine garantisi verilmektedir. Ayrıca işi üstlenen firmaya üretimle ilgili fiyat, satın alma ve hammadde temini konularında da garantiler verilmektedir. (3996 sayılı Kanun;m.,11) bu garantiler YİD projelerinin maliyet ve karlılığını etkileyen önemli unsurlardır. Bu nedenle, yatırımcılar bu garantileri kolayına kaybetmek istememektedir. (EMEK; 1999, S.107)YİD projeleri kamu hizmeti imtiyazı sayıldığından İdare Hukukuna ve İdari yargıya tabi bulunmaktadır. İdare Hukuku kapsamında imtiyaz sahibi, kamu hizmetini imtiyaz sözleşme ve şartlaşmasının hükümleri çerçevesinde ve kamu hizmetinin genel ilkeleri uyarınca yürütmekle yükümlüdür. Yüklenici, idarenin kusurunu, maddi veya mali güçlükleri öne sürerek bu borcundan kurtulamaz. (Erol; 1999, S.55)Yabancı yatırımcılar bu tür sorunlardan kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargıda çözümleneceğine inanmamaktadırlar. Yatırımcı ve kreditörler, devletlerle aralarındaki yatırım uyuşmazlıklarını, kendilerinin de eşit taraf olarak kabul edildikleri uluslar arası bir hakem heyetine götürmektedir. (EMEK; 1999, S.108)VI.4. YİD PROJELERİNDE ULUSLAR ARASI TAHKİME YER VERMEK DOĞRU MUDUR?Özel hukuk alanında bir hukuki ilişkinin tarafları arasında eşitlik vardır. Taraflardan birinin iradesi ötekisinin iradesine; menfaati ötekinin menfaatine üstün sayılmaz. Taraflardan hiçbiri kendi iradesini karşı tarafa zorla kabul ettiremez. Oysa İdare Hukuku alanındaki hukuki ilişkilerde tek yanlılık ve eşitsizlik hakimdir. İdarenin menfaati, yani kamu yararı; kişilerin menfaatlerine üstün sayılır. İdare, tek yanlı olarak kendi iradesini karşı tarafa zorla kabul ettirme imkanına sahiptir. Bu kural ticaretin, ticari işlemlerin eşit taraf arasında yapılabileceği ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Bu kurala istinaden, idare, kamu yararı adına, fiyat, satın alma veya girdi temini konularında verdiği garantilerin bir kısmını veya tamamını, zaman içerisinde geri alabilir. Kamu yararı subjektif bir kavramdır. Faaliyetlerini kar maksimizasyonu üzerinde rasyonel kılan firmalar ise gerçekçi, şeffaf ve öngörülebilir kurallar ile ticaret yapmak istemektedir. Diğer bir deyişle, imtiyaz sözleşmeleri kapsamında idarece yapılan subjektif tanımlar ile ticaretin öngörülebilir kurallarla yönetilme arzusu birbiriyle bağdaşmamaktadır. (EMEK; 1999, S.108)İdari Yargının işleyişi, teknik olarak, ticari işlem mantığı ile örtüşmemektedir. YİD projelerinde gerçekleştirilen işler, yatırım ve ticaretin kendi mantığı içerisinde değerlendirilecekse, tarafların eşit olması ilkesi benimsenmeli ve bunun gereği yerine getirilmelidir. Bu gereklilik hem anlaşmazlıkların halli konusunda tahkime yer vermek hem de YİD uygulama sözleşmelerinde verilen garantilerin kapsamını iyi belirlemek anlamında geniş yorumlanmalıdır. (EMEK; 1999, S.109)VI.5. YİD PROJELERİNDE ULUSLAR ARASI TAHKİME YER VEREBİLMEK İÇİN NE YAPILMASI (VEYA YAPILMAMASI) GEREKLİDİRTürkiye, Anayasa Mahkemesinin YİD projelerinde tahkim şartına cevaz veren kanun maddelerini iptal etmesiyle beraber, iptal kararlarından önce imzalanan ve onaylanan uluslar arası sözleşmelerin hükümleriyle çelişen bir tutum içerisine girmiştir. Türkiye, imzaladığı uluslar arası sözleşmeler ile imtiyaz dahil- yabancı yatırımcı ile arasındaki doğacak ihtilafları uluslar arası tahkime götürmeyi kabul etmiştir. (EMEK; 1999, S.109)Sorunun nihai çözümü Anayasa değişikliğindedir. Ancak Anayasa değişikliği yaparken sorun-çözüm denkleminin niteliği iyi değerlendirilmelidir. Yeni bir Anayasa değişikliği yapılırken Türkiyenin uluslar arası sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülükleri ile çelişen uygulamalar getirilmemelidir. Yukarıda da belirtildiği gibi hakem kararları bağlayıcıdır ve esastan bozulamaz. Bununda ötesinde ICSID kurallarına göre alının hakem kararlarının gereği kararın tenfizini gerçekleştirecek devlet tarafından kendi milli mahkeme kararı gibi derhal yerine getirilir. Uluslararası tahkimin bu özellikleri nedeniyle, yabancı hakem kararlarını temyize tabi tutacak bir düzenleme sorunu daha da ağırlaştıracak ve yerinde olmayacaktır. (EMEK; 1999, S.109,110)Devletin ekonomik ve toplumsal yaşama daha da fazla müdahale ederek, özel kişilerce de yürütülen ticari, sınai veya iktisadi faaliyetleri de üstlenmeye başlamasıyla, kamu hizmeti kavramı giderek belirsiz bir hale gelmiş ve bu kavram- İdare Hukukunun düzenleme alanını belirleyecek bir ölçüt olmaktan çıkmıştır. Bu nedenle Anayasada yeni, objektif ve çağdaş gelişmelere uygun bir kamu hizmeti ve imtiyaz tanımı yapılması gerekmektedir. Böylelikle imtiyaz kavramından kaynaklanan belirsizlik ve sorunlar önemli ölçüde giderilmiş olacaktır. (EMEK; 1999, S.110) BÖLÜM VIIYİD MODELİNDE MUHASEBE İŞLEMLERİVII.1. KUR FARKLARININ MUHASEBELEŞTİRİLMESİV.U.K.un 280.maddesine eklenen 4. fıkra uyarınca görevli şirketlerin sermaye olarak koydukları yabancı paraların sarf edildikleri ve Türk Lirasına çevrildikleri tarihe kadar lehlerine ve aleyhlerine oluşan kur farklarını Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri gereğince muhasebeleştirmeleri gerekmektedir. Lehe oluşan kur farkları için Tebliğ kapsamında 549.ÖZEL FONLAR HESABI uygun olmakla birlikte mevcut düzenleme aleyhe kur farklarının aktifleştirilmesini sağlayan bir hesap bulunmamaktadır. Kanun hükmü uyarınca aleyhe oluşan kur farkları aktifte özel bir karşılık hesabında tutulur ve gelecek yıllarda lehlerine oluşacak kur farkları ile kapatılır. Lehte kur farkları ile kapatılamayan tutarlar işi bırakma durumunda zarar addolunur. (GÜNEŞ; 1999, S.55)Bilindiği üzere kur farklarının işleyişi (ilgili iktisadi kıymetin maliyetine dahil edilmesinin zorunlu olduğu durumlar hariç) gelir ve gider hesapları ile düzenlenmiştir. Yapılması öngörülen düzenlemede ise aleyhe kur farklarının aktifleştirilmesi gerektiğinden bu kur farklarının Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri gereğince Yeni bir düzenleme yapılana kadar henüz kullanılmayan 284.No.lu hesap 284.AKTİFLEŞTİRİLEN KUR FARKLARI HESABI olarak çalıştırılabilir. Sonuç olarak mevcut hesap döneminde yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde pasifte yer alacak hele kur farkları için 549.ÖZEL FONLAR (549.90 Diğer Özel Fonlar), aleyhe kur farkları için yeni bir düzenleme yapılana kadar 284.AKTİFLEŞTİRİLEN KUR FARKLARI HESABI uygun olacaktır. (GÜNEŞ; 1999; S.55)3996 sayılı Kanuna göre yapılan imtiyaz sözleşmelerinde yatırım bedeli ABD doları cinsinden belirlenmekte ve görevli şirket tarafından yatırımın en az %20si öz kaynaktan karşılanmaktadır. Toplam yatırım bedelinde ortaya çıkacak artışlar görevli şirket tarafından karşılanacak ve bu halde de artan yatırım bedelinde ortaya çıkan artışlar içinde öz kaynak oranı uygulanacaktır. 3096 sayılı Kanına göre yapılan düzenlemede en az öz kaynak koşulu aranmaktadır. Bu yüzden görevli şirketin kuracağı ya da işletme hakkını devralacağı tesis için öz kaynak finansmanı döviz olarak yapıldığı takdirde istisna geçerli olacaktır. (GÜNEŞ; 1999, S.55,56)VII.2. YAP-İŞLET-DEVRET MODELİNİN MUHASEBELEŞTİRİLMESİVergi Usul Kanununun 325.maddesinde, sermayenin itfası başlığı altında imtiyazlı işletmelerde, tesisatın imtiyaz süresinden sonra, bedelsiz olarak Devlete veya devletçe tensip olunan bir teşekküle veya belediyeye intikal etmesi imtiyazname gereği olduğundan, imtiyaz sözleşmesinde de sermayenin itfası için yıllık belli bir oran veya tutar ayrılması gösterilmiş olduğu takdirde, bu oran veya tutar üzerinden sermaye itfa olur hükmü yer almaktadır. İmtiyazlı şirketler ile Yap-İşlet-Devret modeline göre imtiyaz tanınmış üretim şirketleri, bu hükümdeki şartlarla sermayelerini her yıl belli oranda itfa ederek vergi matrahından indirebileceklerdir. (SÜRMEN, ÇOBAN, 1999, S.224 )İmtiyazlı şirketler, Devletten hiçbir bedel almadan hem bu tesisleri edinmek için almış oldukları kredileri ödeyecekler ve bu tesislere tahsis ettikleri kredi yatırımlarını geri alacaklar, hem de tesisi yenileyeceklerdir. İmtiyazlı şirketler için bütün bunları sağlayan iki temel kaynak vardır. Bunlardan birisi tesisat amortismanı diğeri ise sermayenin amortismanıdır. (SÜRMEN, ÇOBAN, 1999, S.224 )Normal olarak tüm şirketler için tesisat amortismanı tesislerin yenilenmesini sağlayan bir kaynaktır. Ancak, tesislerin edinilmesinde dış kaynak da kullanılmış ise ayrıca tesisat amortismanın bir kısmı bu dış kaynakların geri ödenmesinde kullanılacaktır. Tesislerin yenilenmesi gerektiğinde kalan amortisman tutarı yenilemeye yetmeyeceği için şirket tekrar borçlanmak durumunda kalacaktır. İmtiyazlı şirketler için bu mümkün değildir. Çünkü bu şirketler tesisleri yenilemenin yanı sıra borçlardan da kurtulmak zorundadır. Öte yandan tesisler devlete bedelsiz olarak devredileceğinden şirket ortaklarının bu tesislere tahsis ettikleri sermayenin tesisatın amortismanı yoluyla geri alınması mümkün değildir. İşte bu nedenle imtiyazlı şirketlere özgü olmak üzere, ikinci bir amortisman olarak sermaye amortismanı uygulaması getirilmiştir. Sermaye amortismanı tutarı ise finansman kaynaklarının geri ödenmesinde kullanılacaktır. Sermayenin amortismanını hesaplama yöntemleri üçtür. Bunlardan birincisi devredilecek tesislerin brüt tutarını imtiyaz süresine bölme yöntemi, ikincisi devredilecek tesislerin brüt tutarını ekonomik ömürlerine bölme yöntemi ve üçüncüsü ise devredilecek tesislerin imtiyaz süresi sonunda devletçe net tutar üzerinden satın alınması yöntemidir. (SÜRMEN, ÇOBAN, 1999, S.225)Bu yöntemlerden Türk Vergi Mevzuatımıza da en uygun olan devredilecek tesislerin brüt tutarının imtiyaz süresine bölme yöntemidir.Bu yöntem şu şekilde formüle edilebilir Devredilecek Tesisatın Önceki Dönemlerde Ayrılan Brüt Değeri Sermaye AmortismanıSermaye İtfa Payı = Kalan İmtiyaz Süresi Etiketler: Genel Yorum Yapın Cevabı iptal etmek için tıklayın. İsim ( Gerekli ) Email ( Gerekli; Yayınlanmayacak ) Web Siteniz + 1 = beş Son Yazılar Distal Radiyus Kırıkları Ramsay-Hunt Sendromu İshal (Diyare) Nedir Genetik Kopyalama VATS Uygulama Örnekleri Vats Uygulama Tekniği Video Yardımlı Toraks Cerrahisi (VATS) Uygulamaları Rüya Nedir Düş Görme ve Düş Görmenin İşlevi Üzerine Kuramlar Düşlerin Ayırt Ettirici Ruhbilimsel Özellikleri Son Yorumlar Rüyada yeşil ve taze soğan görmek için yasemin Güneş Sisteminin Tanımı için fsgdsa Kurum Nedir için miray Çekirdek Nedir Görevleri Nelerdir için zafer İşletme Yönetiminde Planlama Sorunu Ve Önemi için naci Çevresel deniz turizminde devamlılık ; gerçek bir örnek için oğuz Tıbbi Tekstiller için demet Türklerde Vatan Kavramı için cem Tüketim Nedir için elanur mercan Altın Oran için Felicia Genelbilge.com © 2008-2013 Genelbilge.com. Tüm Hakları Eser Sahiplerine Aittir. Tasarım .

I.1. KAMU HİZMETLERİNİN YİD MODELİYLE GÖRÜLMESİNE KADARKİ DURUM Bugüne kadar kamu hizmetlerinin özel kesim eliyle kurdurulmasında veya ...
 
Bu içerik için http://www.genelbilge.com/yap-islet-devret-modeli-nedir.html/ adresine gitmelisiniz.